Fotoğraf: açık kaynaklardan Bunlardan biri partnerinizi gerçekten anlamaya çalışma yeteneğidir
Sağlıklı ilişkiler için modern tavsiyeler çoğunlukla kendi bağlanma stillerinizi anlamanıza, sınırlar koymanıza ve partnerinizle doğru iletişim kurmanıza bağlıdır.
Psychology Today dergisinden psikolog Mark Travers, Ph.D., bunların hepsi gerçekten önemli olsa da günümüzde artık yeterli olmadığını yazıyor. Ona göre artık ilişkiler her zamankinden çok daha fazla duygusal baskıya dayanmak zorunda. Bu nedenle sadece nasıl bir arada olabileceğimize dair bilgiye değil, aynı zamanda bunu anda doğru şekilde uygulama becerisine de ihtiyacımız var.
1. Sinir sistemlerinizi anlamak
İlişkilerde en sık yapılan hatalardan biri çatışmaların uyumsuzluktan, sevgi eksikliğinden ya da kötü niyetten kaynaklandığını varsaymaktır. Aslında çoğu durumda sorun karakterde değil, partnerlerden birinin veya her ikisinin sinir sisteminin aşırı yüklenmesindedir.
Travers’a göre kronik stres beyin fonksiyonlarını değiştiriyor. Sonuç olarak empati, öz kontrol ve bilinçli karar verme yeteneği azalır, ancak savunma ve hayatta kalma tepkileri etkinleştirilir. Bu durumda insanlar daha sert, içine kapanık ve daha az esnek olurlar. Çiftlerde bu genellikle yanlış algılanır; kızgınlık zalimlik, sessizlik kayıtsızlık, duygusal yakınlık ise kaçınma olarak algılanır.
Duygusal açıdan olgun çiftler, çatışma sırasında ne kadar güzel konuştukları ile değil, anı ne kadar doğru hissettikleri ile ayırt edilirler. Uzman, bir konuşmanın ne zaman mümkün olduğunu ve ne zaman ara verip sakinleşmeye değer olduğunu belirlemenizi tavsiye ediyor.
2. Utanmadan veya savunmaya geçmeden yeniden bağlantı kurabilme yeteneği
Güçlü ilişkiler, kırılgan olanlardan acının olmamasıyla değil, hayatta kalma ve çatlakları onarma becerisiyle farklılık gösterir. Travers, güvenin mükemmel davranışlarla ve güzel özürlerle değil, tutarlı sorumluluk ve duygusal varlıkla inşa edildiğini söylüyor.
Bir şeyler ters gittiğinde birçok insan utançla veya savunmacı saldırganlıkla tepki verir. Bazıları için bunların etkisinin farkına varmak dayanılmaz derecede acı vericiyken, bazıları için sorumluluk, özgüvene yönelik bir tehdit olarak algılanıyor. Sonuç; bahaneler, değersizleştirme veya mesafedir. Bunun yerine sağlıklı iyileşme, eylemlerinizin sonuçlarının farkına varmanıza, açık olmanıza ve uygunsuz olsa bile partnerinizle bağlantıda kalmaya istekli olmanıza dayanır.
3. Birbirini merak etme yeteneği
Stres altında beyin hızlı açıklamalar ve net sonuçlar çıkarmaya çalışır. Spekülasyon yapmaya, boşlukları kendi senaryolarımızla doldurmaya ve giderek daha az soru sormaya başlıyoruz. İşte şu anda merak, yani bir partnerin gerçek anlayışına açık kalma yeteneği ortadan kalkıyor.
Yorgun bir ruhun nötr veya belirsiz eylemleri olumsuz olarak yorumlama olasılığı daha yüksektir. “Umurunda değil”, “uzaklaşıyorsun”, “bunun sonunu biliyorum” gibi otomatik düşünceler bu şekilde doğar. Zamanla ortaklar birbirleriyle değil, birbirlerinin hayali görüntüleri ile iletişim kurmaya başlarlar.
Uzman, bu sürecin panzehirini, çaba gerektiren ve uygunsuz olsa bile aceleyle sonuca varmama isteği gerektiren sürekli merak olarak adlandırıyor. Bunun yanlış anlamaların sayısını azaltacağını ve ilişkideki tatmin düzeyini kademeli olarak artıracağını garanti ediyor.
Yorumlar:
